Kategoriler
Tavsiyeler

Yurt Dışı Dil Okulları Ne Kadar Faydalı?

Malta, İngiltere ve İrlanda. Yurt dışı dil okulları tarafından en çok tercih edilen ülkeler. 2000+ Euro verdiğinizde bu dil okulları ya kendilerinin açtıkları ofiste ya da orada anlaşmalı oldukları bir okulda belli bir süre için dil eğitimi vereceklerini söylüyorlar. İyi, güzel de işe yarıyor mu?

Eğri oturup, doğru konuşalım. Şu ana dek bu eğitimleri satın alan ve bu saydığım ülkelere dil eğitimi için giden kişilerin en çok yakındığı bir nokta var: Yurt dışında Türklerle birlikte yaşamak. Yurt dışına gidip yurt dışında bir eğitim almanın en faydalı yanları mecburi bir şekilde dile maruz kalmanız ve mecburen konuşmak zorunda olmanız. Türkiye’de eğer bir dil okuluna gidiyorsanız, dil okulundaki çevrenizden çıktıktan sonra bakkalda, markette veya başka yerlerde muhtemelen İngilizce konuşmak pek doğal gelmeyecektir. Ancak eğer İngilizce konuşulan ülkelerdeyseniz, ya konuşacaksınız ya da konuşacaksınız. Başka şekilde orada yaşamanızın imkanı yok.

Maalesef ki, birçok yurt dışı programı Türk katılımcıların aynı yerde kaldığı yurt veya odalar sağlıyor. Bu elbette ki orada kendinizi daha güvende hissetmeniz için normal bir eylem gibi gözükebilir. Ancak şu an dil açısından konuştuğumuz için, bu 2000 Euro’nuzu çöpe atmak demek olacaktır. Yurt dışındaki dil okullarında buradan farklı bir gramer veya okuma parçası sunmuyorlar. Aynı gramer ve neredeyse aynı okuma parçaları ile eğitiminizi sürdürüyorsunuz. Peki aynı eğitimi burada çok daha ucuza almak varken oraya gitmenin ne anlamı var o halde?

İngilizce konuşma mecburiyeti kısmına geri dönüyoruz. Bir dili hakkıyla öğrenmenin tek yolu dile mümkün olduğunca maruz kalmaktır. Eğer yeterince maruz kalırsanız ve hayatta kalmanız için dili öğrenmeniz gerekiyorsa, nasıl aç kaldığınızda sevmediğiniz bir yemeği bile yiyeceğiniz gibi, bu süreç İngilizce’yi sevseniz de sevmeseniz de öğrenmenizi sağlar.

Uzun lafın kısası, yurt dışı dil okullarına gidecek bütçeniz varsa ve hem dil öğreneyim hem de farklı bir kültür göreyim diyorsanız, havalimanında “International Departures” kısmına geçtiğiniz anda Türkçe’yi unutmanızı tavsiye ederim.

Kategoriler
Tavsiyeler

Karantina Günlerinde İzlenecek 5 İngilizce Belgesel

İçinde bulunduğumuz karantina günlerinde izleyecek ve yapacak bir şeyler bulmakta zorlanıyor ve sürekli evde bulunduğumuz için de bu süreç bizi zihnen ve bedensel olarak yoruyor. Bu tavsiye serimiz ile size yardımcı olmayı ve bu sıkıntı durumundan zihninizi biraz olsun almak, hatta bu süreci avantaja çevirmenizi sağlamak istiyoruz.

“Karantina Günlerinde İzlenecek 5 İngilizce Dizi” yazımızın ardından, şimdi bu serimize İngilizce belgeseller ile devam ediyoruz.

Karantina Günlerinde İzlenecek Belgeseller

Bu belgesel seçimimizi yaparken güncel konular ile bağdaştırabileceğiniz ve bu bağdaştırma sırasında da çeşitli konularda bilginizi arttırabilecek konulardan seçtik. Farklı konulardan olmasına dikkat ettik ki, tek bir konu üzerinde sıkılmayın 🙂

1- Inside Bill’s Brain

Bill Gates, sadece bir yazılım dahisi değildir. Aynı zamanda 21.yüzyılın en iyi iş adamlarından ve düşünürlerinden birisidir. Uğraştığı alan teknoloji ile sınırlı değil. Tüm Dünya’yı ve insanları anlamaya çalışan bir philantropist de.

Netflix’in bu belgeselinde Bill Gates’in hayatını daha detaylı bir şekilde öğreneceksiniz. “Sanitasyona”, hastalıkları ve virüsleri yok etmeye ne kadar kararlı olduğunu göreceksiniz.

Ve unutmayın ki, Bill Gates korona virüsünün ekonomik tehlikelerini çok önceden görmüştü…

2- Cosmos

Carl Sagan bir bilimci olduğu gibi aynı zamanda bir bilim anlatıcısıdır. 1980’lerde Amerikan televizyonları için hazırladığı “Cosmos” belgeseli insanlığı, Dünya’yı, evreni ve tüm bunların birleşimini anlatmaktadır.

İnsan olarak Dünya’daki ve evrendeki yerimizi görmenizi sağlayacak bir belgesel, Cosmos. Bununla birlikte, bu belgesel sayesinde bilimsel düşünmenin ne olduğunu, bilimsel düşünmenin faydalarını göreceksiniz.

Carl Sagan’ın öğrencisi Neil deGrasse Tyson tarafından hazırlanan yeni versiyonunu da izlemenizi tavsiye ederiz.

3- Food Inc.

karantina günlerinde

Şahsen bir vejetaryen değilim. Ancak bu film-belgesel, “hayvan yeme” fikrinin aslında ne kadar olağanüstü bir fikir olduğunu bana öğretti.

Toplumumuz öyle bir şekillenmiş halde ki, hayvanın canlı hali ile biftek hali arasında bir bağlantı göremiyoruz. Hızlı tüketim ve bunu gerçekleştirmek için kurulmuş üretim hatları bu ikisi arasındaki “gizli” bileşeni yok ederek, bifteğinizi yerken pişmanlık duymanızı engelliyor.

Mutlaka izlemeniz gerekenler listesinde.

4- Zeitgeist

Zeitgeist, 3 bölümden oluşan bir belgesel serisi. Serinin adı için Almanca’da “Zamanın Ruhu” anlamına gelen “Zeitgeist” kelimesi kullanılmış. Belgeseli izledikçe bu terim ile ne kadar ilişkili olduğunu göreceksiniz.

Zeitgeist, inandığınız ve doğru olduğunu düşündüğünüz her şeyi temellerle yıkmayı planlayan bir belgesel serisi. Her iddiasında doğru olduğunu söyleyemeyiz ancak olaylar hakkında farklı düşünmenizi sağlayacak.

5- 37 Days

ingilizce belgesel izle

Belgesel tavsiyelerimizi bu, bir miktar kurgu içeren, tarih belgeseli ile sonlandıralım. BBC tarafından hazırlanan “Savaşa son 37 Gün” belgeselinde, 1.Dünya Savaşı’na giden son 37 günde diplomatik olarak neler yaşandığını anlatıyor.

Adım adım savaşa sürüklenmenin, kişisel kinlerin ve düşmanlıkların, çok basit duyguların kocaman devletleri nasıl birbirine düşürdüğü ve nasıl milyonlarca insanı ölüme sürüklediği anlatılıyor.

Önerilerimizin sonuna geldik!

Paylaşmayı ve siz de tavsiyelerinizi yorum olarak atmayı unutmayın!

Sağlıklıca ve evde kalın!

 

 

Kategoriler
Tavsiyeler

Karantina Günlerinde İzlenecek 5 İngilizce Dizi

Karantina günlerinde İngilizce’nizi ve İngilizce konuşulan coğrafyalardaki kültürel bilgi birikiminizi arttıracak 5 İngilizce dizi ile karşınızdayız!

Karantina Günlerinde Dizi ile Dil Öğrenmek

Seçim yaparken yaşadığımız bu zor süreçte moralinizi ve motivasyonunuzu düşürecek, içinde bulunduğumuz salgın ile alakalı endişelerinizi daha da arttıracak dizilerden uzak durduk.

Karantina günlerinde dizi seçimimizde her seviyeden diziler bulunuyor. Bazıları teknik ve hukuki terimlerden ötürü zor gibi gözükebilir ancak aslında cümlenin tümüne baktığınızda zorlanmayacağınızı fark edeceksiniz. İki kriter seçimimizde en önemlisi oldu: Dilinizi geliştirmek ve kültürel bilgilerinizi arttırmak. 

Dil, yapısı gereği sosyal bir araçtır. Diller, konuşuldukları bölgelerin kültürel bilgilerini insandan insana taşımaya yarar. Dolayısıyla “dil öğrenmek” demek yalnızca gramer yapısı değildir. O dili konuşan insanlar gibi düşünebilmektir.

Fazla uzatmadan listemize geçelim;

1- How I Met Your Mother

himym

Belki de çoktan izlediğiniz bir dizi. Ancak eğer ki izlediyseniz, tekrar ve tekrar izlemeye en elverişli dizi olduğu fikrimize de katılıyorsunuzdur.

How I Met Your Mother’ın liste başında vermemizin nedeni, 20’şer dakikalık bölümlerden oluşan sitcom yapısının yanısıra ABD’deki metropol yaşantıları yansıtan bir dizi olması. Ve tabi ki de, yabancı dizi izliyorum dediğiniz de bu diziyi hiç seyretmediğinizi söylerseniz, sosyal medya tabiriyle, “linç yiyebilirsiniz”.

2- House of Cards

house of cards

House of Cards! Dünyada siyasi düzenler nasıl ayakta kalır? Güç ve otorite kavramları nedir? Bu dizi size bunu anlatacak. Aynı zamanda diziyi ikinci sıradan vermemizin en büyük sebebi: Bu dizi ile ABD’nin politik sistemini öğreneceksiniz. Beyaz Saray, Senato, Temsilciler Meclisi şeklinde haberlerde sürekli duyduğumuz siyasi yapıların ne olduklarını anlayacak, kapalı kapıların ardında neler döndüğünü göreceksiniz.

3- Breaking Bad

breaking bad

En kısa anlatımıyla: Hayatınızda kötü bir şey yaşadıktan sonra, kötü bir şey deneyimledikten sonra, bambaşka bir hayatı kendi istekleriniz doğrultusunda nasıl kurabileceğinizi gösteren bir dizi.

Neden seçtik? Amerikan ailesinin iç işleyişlerini ve ABD’deki Hispanik ve farklı kökenden insanların durumlarını öğreneceksiniz.

4- Doctor Who

Mutlaka duydunuz. TARDIS’e binip evrende ve zamanda yolculuk yapmak, içinde bulunduğunuz evinizden kaçmak ister misiniz? Doctor Who tam size göre!

Neden seçtik? İngiliz kökenli bir dizi olan Doctor Who, İngiliz aksanını ve İngiliz kültürünü öğrenmenizi sağlayacak.

5- Mr. Robot

Daha eklenecek çok dizi var ama 5 dedik, 5’te bitirelim. Mr. Robot’u önermezsek olmaz.

Mr. Robot, bir hacker’ın hayatını anlatıyor ve kendi içine kapanmanın tehlikelerini-avantajlarını gösteriyor.

Neden seçtik? İngilizce bilgisayar ve internet terimlerini öğreneceksiniz.

Diğer dizi, film ve kitap tavsiyelerimizi buraya tıklayarak görebilirsiniz!

Kategoriler
Uygulamalar

YDS Kartlarım ve YÖKDİL Uygulamalarımız yayında!

YDS Kartlarım ve YÖKDİL Kelime Kartlarım uygulamalarımız ücretsiz olarak Play Store’da yayında!

Son 5 YDS ve son 5 YÖKDİL sınavlarında çıkmış kelimeleri uygulamalarımızdan kolay bir şekilde çalışabilir ve kelime haznenizi genişletebilirsiniz!

Uygulamamızda çıkan kelimelerin Türkçe karşılıklarını, örnek cümlelerini ve örnek cümlelerin çevirilerini görebilirsiniz!

YDS Kelime Kartlarım uygulamasını indirmek için buraya tıkla.YÖKDİL Kelime Kartlarım uygulamasını indirmek için buraya tıkla.

Kategoriler
1 Dakikada İngilizce

Present Continuous Cümlesi Kurmak ve Cümle Örnekleri

Present Continuous! Yapıyorum, gidiyorum, tutuyorum… Yani şimdiyi anlattığımız ve cümle kurarken Türkçe’de “-yor” ekini getirdiğimiz cümleleri nasıl oluşturduğumuza bakma zamanı!

To be fiilinin “am, is, are” çekimini hatırlıyor musunuz?

Hani,

I am, you are, he is, she is dediğimiz.

Tamam, hatırlıyorsanız, şimdiki zamanda cümle kurmak o kadar da zor gelmeyecek.

Present Continuous için yapımız nedir?

Zamir + am/is/are + fiil + ing

Hocam! Zamir neyin nesi diyorsanız: I, you, we, he, she, it dediğimiz yapılar.

Bu yapıya göre “Ben gidiyorum” cümlesini kuralım;

  • I + am + go + ing > I am going

Birkaç örnek cümle daha;

  • I am working from home. (Evden çalışıyorum.)
  • She is studying at the university. (Üniversitede okuyor.)
  • They are thinking about their job. (İşleri hakkında düşünüyorlar.)
  • She is not playing baseball. (Beyzbol oynamıyor.)
  • They are doing their homeworks. (Ödevlerini yapıyorlar.)
  • Are you working? (Çalışıyor musun?)
  • Is he seeing me right now? (O beni şu an görüyor mu?)
  • What are you doing in your free time? (Boş zamanlarında ne yapıyorsun?)
  • How is it going? (Hayat nasıl gidiyor?)

Bu kadar basit!

1 Dakikada İngilizce serimizin diğer yazılarına bakmadan geçmeyin.

Instagram üzerinden eğlenceli içeriklerimiz de ilginizi çekebilir.

Eğer şimdiki zaman cümlesi kurmada veya herhangi bir İngilizce ile alakalı bir sorunuz olursa, yorumlar kısmından veya sosyal medya hesaplarımız aracılığıyla sormaktan çekinmeyin. Sorularınızı cevaplamak için sabırsızlıkla bekliyoruz!

Past Simple Cümlesi Kurmak ve Örnek Cümleler

 

Kategoriler
1 Dakikada İngilizce

Past Simple Cümlesi Kurmak ve Örnek Cümleler

Past Simple cümleleri kurmak İngilizce’nizi bir üst seviyeye geçirmenin ilk adımıdır. İnsan olarak geçmişte yaptığımız olayları ve başardığımız şeyleri anlatmak en doğal eylemlerimizden birisidir. Türkçe’de bunu rahat rahat anlatıyor olabilirsiniz, şimdi sıra İngilizce’de!

İngilizce’de past simple cümlesi kurmak aslında Türkçe’ye göre çok daha kolay. Eylemi gerçekleştiren kişiye göre farklı farklı son ekler ezberlemeyiz. Fiilin sonuna bir “-d” veya “-ed” eki ekledik mi, tamamdır. Fiilimiz bir anda geçmiş zaman fiili olmuştur. Örneğin;

  • I watch movies. (Ben film izlerim.)

Bu cümle geniş zamanda bir cümledir. Her zaman film izlediğimiz anlamına gelir.

Peki bu cümleyi nasıl geçmiş zamanda bir cümle haline getiririm? Mesela diyelim ki, arkadaşlarımın bahsettiği filmi 5 gün önce izledim ve bunu onlara söylemek istiyorum. O zaman, dediğimiz gibi bir “-d” veya “-ed” eki getirmemiz yeterli;

  • I watched that movie 5 days ago. (O filmi 5 gün önce izledim.)

Maalesef ki, işler bu kadar kolay değil yalnız. “-ed” ve “-d” takısını getirmek her cümlede işe yaramıyor. Bazı fiiller, ki biz bunlara düzensiz fiil diyoruz, bu takıyı almıyorlar. En bilinir düzensiz fiillerimiz;

  • go > went (gitmek)
  • do > did (yapmak)
  • see > saw (görmek)

Bu düzensiz fiiller geçmiş zaman cümlesinde yer alacakları zaman tamamen farklı bir forma geçiş yaparlar. “Go” nun, “went” e dönüşmesi gibi.

Ancak merak etmeyin, bunu ezberlemek yerine daha güzel taktikler var. Bu taktikleri çok yakında sizlerle “Taktikler” bölümümüzden paylaşacağız. Takipte kalınız.

Present Simple için Zaman İfadeleri

Kategoriler
1 Dakikada İngilizce

Present Simple için Zaman İfadeleri

Present Simple cümlelerinde her zamanı kapsayan cümleler oluştururuz. Bu cümleler geçmiş, şimdi ve gelecek için geçerlidir. En basitinden;

“I study in college.”

Cümlesinde herhangi bir zaman ifadesi kullanmadım. Sadece üniversitede/kolejde okuduğumu belirttim. Ne zaman başladım veya ne zaman bitireceğim konusuna değinmedim.

Bu bir dakikalık videomuzda, Present Simple Tense‘de kullanılan zaman ifadelerine (time expression) değineceğiz.

Videoyu izleyemeyenler veya daha fazla bilgi isteyenler için şöyle özetleyelim;

Bazı tense’lerin kendine özgü zaman ifadeleri vardır. O zaman ifadeleri tense’in zamanını anlatır, zaman zaman ise genişletir. Şimdi baktığımız geniş zaman olduğu için, geniş zamanda kullanılan zaman ifadeleri şunlardır:

  1. Always (Her zaman)
  2. Often (Sık sık)
  3. Usually (Genellikle)
  4. Sometimes (Zaman zaman, bazen)
  5. Rarely (Nadiren)
  6. Seldom (Nadiren)
  7. Never (Asla)

Bu zaman ifadelerini bir cümlede görelim:

  • I always go to the theater (Her zaman tiyatroya giderim.)
  • I often visit my grandmother. (Anneannemi/Babannemi sık sık ziyaret ederim.)
  • I sometimes go shopping. (Alışverişe zaman zaman çıkarım.)
  • My high school friend rarely calls me. (Lise arkadaşım beni nadiren arar.)
  • I never swear. (Asla küfretmem.)

Bu zaman ifadeleri, Simple Present cümlelerini zaman açısından kuvvetlendirir, daha etkili cümleler haline dönüştürür. Bir şeyi ne kadar sık yapıp yapmadığımızı belirtmek istediğimizde bu zaman ifadelerini cümlemize ekleyebiliriz.

Bir sonraki videoda görüşmek üzere. Diğer 1 Dakikada İngilizce (Essentials) videolarına ve yazılarına ulaşmak için tıklayınız.

Kategoriler
1 Dakikada İngilizce

Present Perfect Tense ve Past Simple Farkı

Present Perfect Tense ile Past Simple arasındaki farklar nelerdir? Hangisini hangi durumda kullanırız? 1 Dakikada İngilizce (Essentials) serimizin ilk videosunda buna değiniyoruz, internette bulabileceğiniz en kısa ve öz açıklamayı yapıyoruz.

 

Present Perfect Tense kalıbının eşi Türkçe’de bulunmadığı için kullanımı birçok kişiye doğal gelmiyor. Ancak bu videoda sizlere 1 dakikada Present Perfect kalıbının mantığını ve bir özel durumdaki kullanımını anlatacağız.

Videoyu izleyemeyenler veya yazılı daha iyi anlıyorum diyenler için:

“I have worked in this company for the last five years”

ve

“I worked in this company five years ago”

cümlelerini inceliyoruz.

İlk cümlede have+worked şeklinde Present Perfect yapısı kullanırken neden ikinci cümlede Past Simple kullanıyoruz?

Eğer bir cümlede spesifik bir zaman varsa, bu örneğimizdeki “five years ago” kalıbı gibi, Past Simple Tense’i kullanırız. Ancak cümlede belli bir zaman yerine bir süreç varsa, bu örneğimizdeki “for the last five years” gibi, Present Perfect kalıbı kullanırız.

Present Perfect kalıbını kullanmak şu anlama gelir: O kişi hala daha o şirkette çalışmaya devam ediyor.

Bir sonraki videoda görüşmek üzere. Diğer “1 Dakikada İngilizce” videolarımıza buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

 

 

Kategoriler
Taktikler

Anlıyorum ama Konuşamıyorum Problemini Çözmek

Anlıyorum ama Konuşamıyorum problemi hem benimle yeni ders yapmaya başlayan öğrencilerimde hem de öğretmen arkadaşlarımın yeni öğrencilerinde yaşadığı en büyük problemlerden birisi.

Bu yazıda sizlerle birlikte bu probleme daha genel bir pencereden bakmayı deneyeceğiz. Yetiştirildiğimiz eğitim sisteminin dil ediniminde ve dil kullanımında yarattığı etkilerden bahsedip, bunların muhtemelen çözümlerine değineceğiz. Bununla birlikte, İngilizce öğrenen bir birey olarak herhangi bir kursa veya özel derse gitmeden kendi başınıza bu problemi nasıl çözebilirsiniz sorusuna da bakacağız.

Hocam! Anlıyorum ama Konuşamıyorum!

Grameri, deyim yerindeyse, “yaladınız yuttunuz”. Simple Present Tense’ten tutun Future Perfect Continuous Tense’e kadar tüm tenseleri ezberlediniz. Hatta ezberlemekle kalmadınız, cümlede veya paragrafta karşınıza çıktığı zaman çok rahat bir şekilde hangi tense’in ne anlam verdiğini de çok iyi kavrıyorsunuz.

Anlıyorum ama Konuşamıyorum problemini çözmek
“Anlıyorum ama Konuşamıyorum!”

Peki sorun nerede?

Native İngilizce konuşan kişilerle, İngilizce konuşan arkadaşlarınızla veya hocalarınızla konuşmaya geldiği zaman “ııııı” ve “eeee”lemekten öteye gidemiyorsunuz. Cümlelerinizin arasında kocaman boşluklar oluşuyor. Normalde Türkçe’de 20 saniyede söyleyeceğiniz bir şeyi İngilizce’de 1-2 dakikada çat-pat anlatabiliyorsunuz.

Oysa ki, karşınızdaki ne kadar kompleks cümleler kullansa da, isterse Shakespeare gibi konuşsun, anlıyorsunuz!

Doğru tanımlayabildim mi?

Sorun, İngilizce öğrenme sürecimizin test odaklı olmasından kaynaklanıyor. Hangi gramer yapısını hangi boşluğa koyacağımızı çok iyi biliyoruz! Aradaki boşluğa hangi kelime geleceğini de. Ancak bu test mantığında serbest üretim konusunda yetersiz kalıyoruz. Testler yerine, TOEFL usülü bir konu başlığı verilse ve size birkaç yüz kelimelik düşüncelerinizi yazmanız istense bu cümle üretim süreci daha iyi oturabilir.

Neyse, sınav sistemlerine yapabileceğimiz bir değişiklik yok. O yüzden yapabileceğimiz şey kendimizi ve kendi öğrenme süreçlerimizi değiştirmek.

Konuşmada akıcılık ve yaratıcılık, bu bahsettiğim cümle kurma becerisine dayandığı gibi “zihnimizin hazır cevaplılığına” da çok bağlı. Bu hazır cevaplılık nedir? Bir arkadaşınızla Türkçe konuşurken dikkat ediniz. Konuşma gerçekleşirken kurduğunuz cümlelere ne kadar düşünüyorsunuz? Bilim, felsefe veya tarih üzerine konuşurken veya tartışırken bile dikkat ettiğinizde cümlelerimizin çoğunun “alıntı” olduğunu göreceksiniz. O cümleleri hayatımızın bir noktasında illa ki birisinden duyuyoruz veya bir yerde okuyoruz. Beynimiz ise bir nevi birleştirme işlemi gerçekleştiriyor.

Dolayısıyla, dile maruz kalmak çok önemli. Her gün her kaynaktan İngilizce, veya öğrendiğiniz dil ne ise o dilde, içerik tüketmeye çalışın. Bununla birlikte cümle kurma becerinizi arttırmak için yabancı dilde cümle yazmak için kendinize bir bahane bulun. Mesela, İngilizce günlük tutmak gibi…

Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz? Deneyimleriniz nelerdir? Yorumlar kısmında belirtin.

 

Kategoriler
Duyurular

Dil Öğretmenim’e Hoş geldiniz!

Merhabalar, ben Fahrettin. Dil Öğretmenim platformunun kurucusuyum.

Dil Öğretmenim, İngilizce başta olmak üzere farklı yabancı dilleri en etkili şekilde öğretmeyi amaçlayan bir platformdur.

Instagram, Facebook ve TikTok üzerinden eğlenceli içerikler paylaşmanın yanı sıra Skype ve Hangouts aracılığıyla YDS Kampları ve Konuşma Kulüpleri düzenliyoruz.

Başta İngilizce olmak üzere, İspanyolca, Fransızca ve Almanca içerikleri dilogretmenim.com sitemizden bulabilirsiniz.

Eğer yabancı dilinizi geliştirmek istiyorsanız, takipte kalın!