Kategoriler
Taktikler

Anlıyorum ama Konuşamıyorum Problemini Çözmek

Anlıyorum ama Konuşamıyorum problemi hem benimle yeni ders yapmaya başlayan öğrencilerimde hem de öğretmen arkadaşlarımın yeni öğrencilerinde yaşadığı en büyük problemlerden birisi.

Bu yazıda sizlerle birlikte bu probleme daha genel bir pencereden bakmayı deneyeceğiz. Yetiştirildiğimiz eğitim sisteminin dil ediniminde ve dil kullanımında yarattığı etkilerden bahsedip, bunların muhtemelen çözümlerine değineceğiz. Bununla birlikte, İngilizce öğrenen bir birey olarak herhangi bir kursa veya özel derse gitmeden kendi başınıza bu problemi nasıl çözebilirsiniz sorusuna da bakacağız.

Hocam! Anlıyorum ama Konuşamıyorum!

Grameri, deyim yerindeyse, “yaladınız yuttunuz”. Simple Present Tense’ten tutun Future Perfect Continuous Tense’e kadar tüm tenseleri ezberlediniz. Hatta ezberlemekle kalmadınız, cümlede veya paragrafta karşınıza çıktığı zaman çok rahat bir şekilde hangi tense’in ne anlam verdiğini de çok iyi kavrıyorsunuz.

Anlıyorum ama Konuşamıyorum problemini çözmek
“Anlıyorum ama Konuşamıyorum!”

Peki sorun nerede?

Native İngilizce konuşan kişilerle, İngilizce konuşan arkadaşlarınızla veya hocalarınızla konuşmaya geldiği zaman “ııııı” ve “eeee”lemekten öteye gidemiyorsunuz. Cümlelerinizin arasında kocaman boşluklar oluşuyor. Normalde Türkçe’de 20 saniyede söyleyeceğiniz bir şeyi İngilizce’de 1-2 dakikada çat-pat anlatabiliyorsunuz.

Oysa ki, karşınızdaki ne kadar kompleks cümleler kullansa da, isterse Shakespeare gibi konuşsun, anlıyorsunuz!

Doğru tanımlayabildim mi?

Sorun, İngilizce öğrenme sürecimizin test odaklı olmasından kaynaklanıyor. Hangi gramer yapısını hangi boşluğa koyacağımızı çok iyi biliyoruz! Aradaki boşluğa hangi kelime geleceğini de. Ancak bu test mantığında serbest üretim konusunda yetersiz kalıyoruz. Testler yerine, TOEFL usülü bir konu başlığı verilse ve size birkaç yüz kelimelik düşüncelerinizi yazmanız istense bu cümle üretim süreci daha iyi oturabilir.

Neyse, sınav sistemlerine yapabileceğimiz bir değişiklik yok. O yüzden yapabileceğimiz şey kendimizi ve kendi öğrenme süreçlerimizi değiştirmek.

Konuşmada akıcılık ve yaratıcılık, bu bahsettiğim cümle kurma becerisine dayandığı gibi “zihnimizin hazır cevaplılığına” da çok bağlı. Bu hazır cevaplılık nedir? Bir arkadaşınızla Türkçe konuşurken dikkat ediniz. Konuşma gerçekleşirken kurduğunuz cümlelere ne kadar düşünüyorsunuz? Bilim, felsefe veya tarih üzerine konuşurken veya tartışırken bile dikkat ettiğinizde cümlelerimizin çoğunun “alıntı” olduğunu göreceksiniz. O cümleleri hayatımızın bir noktasında illa ki birisinden duyuyoruz veya bir yerde okuyoruz. Beynimiz ise bir nevi birleştirme işlemi gerçekleştiriyor.

Dolayısıyla, dile maruz kalmak çok önemli. Her gün her kaynaktan İngilizce, veya öğrendiğiniz dil ne ise o dilde, içerik tüketmeye çalışın. Bununla birlikte cümle kurma becerinizi arttırmak için yabancı dilde cümle yazmak için kendinize bir bahane bulun. Mesela, İngilizce günlük tutmak gibi…

Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz? Deneyimleriniz nelerdir? Yorumlar kısmında belirtin.